İslam, ölümden sonraki hayatın bu dünyadaki yaşamın bir son olmadığını, aksine ebedi bir hayatın başlangıcı olduğunu öğretir. Bu ebedi hayatın nasıl olacağı ise kişinin bu dünyadaki imanına ve amellerine bağlıdır.
Kabir Hayatı ve Sorgu: Ölümle birlikte insan kabre konulur. Bu aşamada, "Münker ve Nekir" adında iki melek gelir ve kişiyi sorguya çeker. Bu sorgu, iman edenler için son bir imtihan olup, kişinin Rabbini, dinini ve Peygamberini tanımasıyla ilgilidir (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211; Abdülkâdir Geylânî — el-Gunye, s. V01/P143–V01/P145; İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V04/P494–V04/P496; Beğavî — Meâlimü't-Tenzîl, s. V04/P350–V04/P352; Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V13/P657; Ebû Dâvûd — Sünen, s. V04/P238–V04/P240). İman edenler bu sorguya doğru cevaplar vererek sabit kılınır (Kur'an, İbrahim Suresi, 27. Ayet). Bu durum, "Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahiret hayatında da o sabit sözle pekiştirir" ayetiyle de ifade edilir (Ebû Dâvûd — Sünen, s. V04/P238–V04/P240; Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V13/P657).
Müminler için kabir, genişletilir ve cennetten bir köşe haline getirilir. Kabirleri aydınlatılır ve onlara cennet kokuları gelir (Abdülkâdir Geylânî — el-Gunye, s. V01/P143–V01/P145; İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V04/P494–V04/P496; Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V13/P657). Ancak, kâfirler ve münafıklar için kabir, daraltılır, sıkıştırılır ve ateşten bir yatak hazırlanır. Onlara cehennemin azabı tattırılır ve çirkin yüzlü, kötü kokulu bir varlık tarafından kötü haberler verilir (Abdülkâdir Geylânî — el-Gunye, s. V01/P143–V01/P145; İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V04/P494–V04/P496; Gazâlî — İhyâü Ulûmi'd-Dîn, s. V04/P498).
Kıyamet ve Mahşer: Belirlenen bir vakitte kıyamet kopacak, tüm insanlar yeniden diriltilecek ve mahşerde toplanacaktır. Burada insanlar, amellerinin tartıldığı bir "Mizan" (terazi) ile karşılaşacaktır. İyilikler bir kefeye, kötülükler diğer kefeye konulacak ve sonuç buna göre belirlenecektir (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211). Ardından, herkesin ameline göre bir "Sırat" köprüsünden geçmesi gerekecektir. Bu köprü, kıldan ince, kılıçtan keskin olup, müminler ayakları sabit kalarak geçerken, kâfirler ve münafıklar düşüp cehenneme yuvarlanacaktır (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211; Ebû Dâvûd — Sünen, s. V04/P238–V04/P240).
Cennet ve Cehennem: İman edip iyi amellerde bulunanlar, Allah'ın rahmetiyle cennete nail olacaklardır. Cennet, akıl ve hayal gücünün ötesinde nimetlerle dolu ebedi bir mutluluk yurdudur. İman edenler orada Allah'ı da görebilme şerefine ereceklerdir (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211). İnkârcılar ve kötü amellerde bulunanlar ise cehennemde ebedi azaba uğrayacaklardır. Ancak, tevhid inancına sahip olan ve günahları sebebiyle cehenneme giren Müslümanlar, şefaatle veya Allah'ın rahmetiyle cehennemden çıkarılacaktır (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211).
Bu süreçler, Allah'ın kudreti ve hikmetiyle gerçekleşecek olup, insanların akıl ve idrakinin tam olarak kavrayamayacağı bir düzen içinde cereyan edecektir (Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V02/P210–V02/P211).