Kur'an-ı Kerim'e göre, Allah (c.c.)'ın insanları ve cinleri yaratmasının temel amacı, O'na kulluk etmeleridir. Bu, Allah'ın şu ayetiyle açıkça belirtilmiştir:
"Ve Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 51:56) (İbn Kesir — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V07/P423)
Fahreddin Râzî, bu kulluğun hakiki manasını açıklarken, gerçek zararın Allah'a kulluktan mahrum kalmak olduğunu belirtir. Cennete girememe veya ateşe düşme gibi durumlar, bu hakiki zarar yanında yok hükmündedir. (Fahreddin Râzî — Mefâtîhu'l-Gayb, s. V32/P082–V32/P083) Bu kulluk, Allah'ı tanımak, O'nun emirlerine uymak ve O'na karşı derin bir saygı ve ta'zim (saygı ve yüceltme) göstermektir. (Fahreddin Râzî — Mefâtîhu'l-Gayb, s. V28/P199)
Kurtubî, bu ayetin lafzının umum ifade etmesine rağmen, manasının hususi olduğunu, yani Allah'ın ilim ve takdirinde saadete ereceği bilinen kimselere yönelik olduğunu belirtir. Çünkü akıl hastaları veya küçük çocuklar gibi ibadetle mükellef olmayanlar da yaratılmıştır. (Kurtubî — el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân, s. V17/P054)
Bu kulluk görevi, insanın Allah'a karşı olan acziyetini ve Allah'ın ise mutlak güç sahibi ve yaratıcı olduğunu idrak etmesiyle de yakından ilişkilidir. Allah Teâlâ, insanlardan bir rızık istemediğini, onları beslemeye ihtiyacı olmadığını vurgular. Bu, insanın Allah'a muhtaç olduğunu, Allah'ın ise kullarına ihtiyacı olmadığını gösterir. (Zariyat Suresi, 51:57) (İbn Kesir — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V07/P423)
Bu amaç doğrultusunda yaşayanlar için ahiret yurdunda büyük mükafatlar vardır. Kur'an, dünya hayatının geçici bir oyun ve eğlence olduğunu, asıl kalıcı olanın ise ahiret yurdu olduğunu belirtir. (Nevevî — Riyâzü's-Sâlihîn, s. V01/P171; Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V21/P229–V21/P231)
Dolayısıyla, hayatın amacı, Allah'ı tanımak, O'na kulluk etmek, O'nun rızasını kazanmak ve bu uğurda çalışarak ahiret saadetini elde etmektir.
Umarım bu açıklama faydalı olmuştur. Başka sorularınız olursa çekinmeden sorabilirsiniz.