Kur'an-ı Kerim ve muteber tefsir kaynaklarına göre sabır (sabr), kişinin nefsinin hoşlanmadığı durumlara karşı kendini tutması, zorluklara katlanması ve Allah'ın emirlerine uyma konusunda sebat göstermesidir. Bu, hem Allah'ın yasaklarından uzak durmayı hem de O'na itaat etmeyi kapsar.
Kur'an-ı Kerim'de sabır, Allah'a ulaşmada en önemli yardımcı araçlardan biri olarak zikredilir. Bakara Suresi 45. ayette şöyle buyrulur: "Yardım isteyin sabırla ve namazla. Şüphesiz ikisi de, huşu duyanlar dışında, herkse ağır gelir." (Bakara: 45). Bu ayet, zorluklar karşısında sabretmenin ve namaz kılarak Allah'a sığınmanın önemini vurgular (İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V01/P465–V01/P446; Fahreddin Râzî — Mefâtîhu'l-Gayb, s. V04/P130–V04/P131).
Sabrın iki ana türü olduğu belirtilir:
- Haramlardan uzak durma sabrı: Kişinin günah ve yasaklardan kaçınmasıdır.
- Taat ve ibadetlere devam etme sabrı: Kişinin Allah'a itaat etme ve O'na yakınlaşma yollarında sebat göstermesidir. İbn Kesîr'e göre bu ikinci tür sabrın daha fazla sevap kazandırdığı ifade edilir (İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V01/P465–V01/P446).
Kur'an-ı Kerim, sabredenlere büyük müjdeler verir. Onların Allah'ın özel koruması ve rahmeti altında olacağını belirtir: "İşte onlar, Rableri katından dua ve rahmet üzerinedirler. Ve işte onlar, doğru yolu bulanlardır." (Bakara: 157) (İbn Kesîr — Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, s. V01/P465–V01/P446). Ayrıca, sabredenlerin mükafatlarının hesapsız olarak verileceği müjdelenmiştir: "Ancak sabredenler, ecirleri (mükafatları) hesapsızca ödenir." (Zümer: 10) (Kurtubî — el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân, s. V01/P370–V01/P374; Fahreddin Râzî — Mefâtîhu'l-Gayb, s. V04/P137–V04/P138).
Hz. Ali'nin (r.a.) ifadesiyle sabır, imanın başı gibidir; başsız bir cesedin olamayacağı gibi, sabırsız bir imanın da tam olmayacağı belirtilir (Kurtubî — el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân, s. V01/P370–V01/P374; Ebû Tâlib el-Mekkî — Kûtü'l-Kulûb, s. V01/P324–V01/P326).
Ayrıca, Kur'an-ı Kerim'de sabrın, düşmanla mücadele ve Allah yolunda sebat gösterme anlamında da kullanıldığı görülür. Âl-i İmran Suresi 200. ayette şöyle buyrulur: "Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, (cihad için) nöbetleşin ve Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz." (Âl-i İmran: 200). Bu ayetin tefsirinde, "sabredin" emrinin hem dinin emirlerine uymada sabretmek, hem de düşmanlara karşı sabırda yarışmak ve Allah yolunda nöbet tutmak anlamlarına geldiği belirtilmiştir (Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V06/P330–V06/P334).
Nahl Suresi 126. ayette ise sabrın, intikam alma imkanı varken bunu erteleyip Allah'a havale etmenin daha hayırlı olduğu bildirilmiştir: "Eğer ceza verecek olursanız, size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır." (Nahl: 126) (Taberî — Câmiü'l-Beyân, s. V14/P401–V14/P402).
Sabır, zorluklara karşı direnme gücü verirken, aynı zamanda Allah'ın takdirine rıza göstermeyi de içerir. Bu, kişinin hem dünyada hem de ahirette huzur bulmasına vesile olur.
Umarım bu bilgiler faydalı olmuştur. Başka sorularınız olursa çekinmeden sorabilirsiniz.